Bize acıyarak bakmasınlar

Videoyu Aç Bize acıyarak bakmasınlar
A
a

Röpostaj: Osman Cemoğlu

Onun adı Burak Sakçı. Henüz 25 yaşında. “Cam Kemik” hastası olarak dünyaya geldi. Yürüyemiyor, koşamıyor ama hayata umutla bakıyor. Onu yaşama bağlayan en önemli unsur ise siyah kırmızı renklere olan sevdası.

BURAK SAKÇI KİMDİR
29 Mart 1992 Tarihinde Sakçı ailesinin dördüncü çocuğu olarak Eskişehir’de dünyaya geldi.   60 binde bir görülen, doğuştan “Cam Kemik” hastasıydı.  2 yaşına kadar iğne tedavisi gördü. Bu iğnelerin zararlı olduğu fark edilince doktorlar 12 yaşına kadar gelişim göstermesi halinde 18’inde ameliyat olabileceğini söylediler.  Darbe bile denilemeyecek küçük dokunuşlarda kırılan kemikleri onu günlerce yatağa bağladı. Küçük Burak yaşadığı büyük travmalara, onca zorluklara rağmen umudunu hiç yitirmedi. 2013 yılında Açık Öğretim Lisesinden başarıyla mezun olan Burak, bir internet kafede 4 yıl sürecek çalışma hayatına başladı.  2007 yılında oynanan Eskişehirspor- Gaziantep BŞB maçı onun yaşamında dönüm noktası oldu. Yüreğine düşen Siyah-Kırmızı sevda onu hayata daha sıkı sarılmasına etken oldu. 2014 yılında Eskişehirspor’un medya departmanında işe başlayan Burak Sakçı halen bu görevini başarıyla sürdürüyor. 
 
“İLK EĞİTİMİMİ GÖRSEM’DE ALDIM”
Doğduğum ilk aylarda bir iplik yumağı bile çarpsa kemiklerim kırılacak kadar hassasmış. Daha sonraki yıllarda ise bir yere takıldığımda, vurduğumda kemiklerim kolayca kırılıyordu. Kırılan bölge hemen alçıya alınıyor   dikkat edilmezse alçının içinde bile kırılabiliyordu.  Doktorlar 12 yaşına kadar gelişim gösterirse 18 yaşında ameliyat şansı olur demişler.  İlk eğitimimi  GÖRSEM’de aldım . Oradaki müdür görme engelliydi. O Burak’ın akli bir engeli olmadığı için normal okula gitmesi gerekir dedi. Bizde Milli Eğitime bir yazı yazdık oradan onay geldi. Sonra okula başladım Ben zaten 5 yaşında çarpım tablosunu ve okumayı  öğrenmiştim. GÖRSEM’de 5 yaşından 7 yaşına kadar eğitim aldığım için oradaki öğretmenim bizlere çok şey öğretmişti.
 
“BANA KÜÇÜK ADAM DİYORLAR”
Daha sonra okula başlayınca sınıfta arkadaşlarımdan biraz uzakta oturuyordum Öğretmenlerim onlara “Burak özel bir arkadaşınız onla sakın şakalaşmayın onunla uzaktan konuşun” diyordu. Ben zaten sıraya da oturamıyordum. Bana özel bir masa hazırlanmıştı. Ben oradan derslerimi takip ediyordum. Okula ilk başladığımda insanların bakış açısı beni üzüyordu. Arkadaşlarım benimle alay ediyordu. Gerçi şimdide benzer şeyler yaşıyorum ama bunlar bana tatlı bir espri gibi geliyor. Mesela çocuklar bana “Küçük Adam” diyor. Bu benim hoşuma gidiyor. Bunlara eskiden çok üzülüyordum ama  zamanla engelimle barışık yaşamayı öğrendim.
“İLK KEZ AYAĞA 24 YAŞINDA KALKTIM”
Annem beni okula tekerlekli arabayla götürüyordu. Bana tekerlekli sandalye 2. sınıfta alındı. Hiç unutmam Güldane öğretmenimin çabasıyla ilk tekerlik sandalyeye sahip oldum. Ama kullanamıyordum Annem ağabeyim, diğer büyüklerim, arkadaşlarım okula götürüp getiriyordu. Rampa çıkamadığım için ilk 5 yılı 1.nci katta okudum. Özel durumum olduğu için öğretmenlerim benimle hep özel olarak ilgilendi. Kemiklerim kırılıp okula gidemediğimde eve bile gelerek ders verdiler. Ben çocukluk yıllarımda hiç yürüyemedim. Bırakın yürümeyi hayatımda  ilk kez  ayağa kalkmak ve adım atabilmek  24 yaşında oldu. Çünkü en küçük zorlamada, takılmada küçük bir ağırlık kaldırmak istediğimde kemiklerim anında kırılıyordu.
 
 “HİÇBİRİ ESKİŞEHİR GİBİ OLAMAZ”
Bizlere çarşıda pazarda gezerken insanların  farklı gözlerle bakması çok acı verici bir durum.  Çocuklar bana “Küçük Adam “ deseler de bu söz hoşuma gidiyordu. Ama büyük insanların bize bakış açısını olumsuz görüyorum.  Ben tatilde birçok ülkeden insan gördüm  Türk’ü, Avrupalısı. Yabancıların engellilere yaklaşımı olağanüstü. Buna tatilde yakından tanık oldum. Orada şortum vardı ama çok daha rahattım. Hayatımda unutamayacağım rüya gibi 1 hafta geçirdim tabi arkadaşlarımın sayesinde oldu bu tatil.  Şunu da belirteyim gerek ameliyatlar nedeniyle gerek deplasmanlara çok gittim yani çok şehir gezdim ama hiç biri Eskişehir gibi olamaz . Bu şehrin insanı çok daha çağdaş ve anlayışlı. Mesela tedavi için zaman zaman Ankara’ya gidiyorum  Hastanede merdiven var kenarından tutup yardım edeyim demiyorlar yobaz gibi suratıma bakıyorlar.
 
 
“RÜYAMDA GÖRSEM İNANMAZDIM”
Aslında yürüyebilmek öyle büyük bir nimetki.  Bırakın koşmayı yürümeyi ayakta durabilmek bile Allahın insana verdiği çok önemli bir lütuf bir hediye. Ama insanlar ne yazıkki bunun bile farkında değil. Mesela bana sorsanız hayatta ne istersin diye önce yürümek isterim sonra bahçelerde çayırlarda dağlarda özgürce koşabilmek.  Bana ayakta durabileceksin, yürüyeceksin Burak deseler rüyamda bile görsem inanmazdım.  18 yaşından 21 yaşına kadar 3 yıl doktor aradım ameliyat olmak için ama hepsi olumsuz yaklaştı git keyfine bak Burak diyerek  ameliyata yanaşmadılar. En son Ankarada Hakan Kınık diye bir  doktora rastladım biraz çekincesi olsada sonunda  beni ameliyat etti.
 
“ESKİŞEHİRSPOR’DA ÇALIŞMAK HAYALDİ”
5 kez ameliyat geçirdim. İlk ameliyatım ise 10 saat sürdü.  Bu ameliyatlar hep başarılı oldu ama seninde moralinin çok sağlam olması gerekir . Ayrıca Seni hayata bağlayacak bir şeyler olmalı. Mesela beni hayata bağlayan en önemli şeyler arasında Eskişehirspor geliyor.  Benim Eskişehirspor’da çalışmam bile büyük bir hayaldi.  Televizyonlarda gördüğüm ünlü futbolcularla bir arada olmak belkide rüyaların en güzeliydi çok şükür bu rüyam gerçekleşti onlarla her zaman birlikteyim. Maçlarda onlarla birlikte seviniyor, birlikte üzülüyorsun bu duygu anlatılamz bir şey. Bende zaman zaman onlarla fitness salonunda çalışıyorum. Bana anlatılamaz, ifade edilemez  derecede moral oluyor. 
 
 
“BİZE ACIYARAK BAKMASINLAR”
Bizlerin de  yaşamın bir parçası olduğumuzu, bizlerin de duyguları olduğunu, bizlerin de bazı şeyleri başarabileceğimizi insanlar görmeliler. Görenler tabiki yok değil  ama maalesef görmeyende çok var. Bize acıyarak bakmasınlar çünkü yarın onlarda da acınacak duruma düşebilirler unutulmamalı her insan bir engelli adayıdır. Allah kimsenin başına vermesin ama kimin ne olacağı bilinmez.  Bazı sıkıntılarımız var Hükümetlerin engellilere bakış açısı kötü değil ama  ekonomik anlamda tedavi anlamında biraz daha iyileştirmeler yapılabilir. Belediyelerimzi de son yıllarda engellilere büyük duyarlılık gösteriyor bunların başında Mersin ve Eskişehir belediyeleri geliyor. Bunlar ülkem adına engelliler adına insanlık adına sevindirici şeyler.
 
“O ANI ÖMRÜM BOYUNCA UNUTMAYACAĞIM”
Geçtiğimiz sezon yeni stadımızda Mersin İdmanyurdu’nu 6-0 yenmiştik. Maç bittiğinde sevinçten adeta uçuyorduk. 25 bin taraftar beni sahanın ortasına davet etti ve bütün tribünlere 3’lü çektirdim. İşte o anı ömrüm boyunca unutmayacağım. Her gün tesislerden içeri girdiğimde bambaşka bir dünyaya girmiş gibi oluyorum. Çünkü burası artık benim evim, ailemin bir parçası gibi.  Onlarla sevinip onlarla hüzünleniyorum.  Hayatımın büyük bölümü burada geçiyor.  Ve şu sıralarda Eskişehirspor’un içinde bulunduğu karanlık ve belirsiz duruma çok üzülüyorum. Bu büyük çınar  inşallah kurumayacak. Bu büyük efsane futbolseverlerin kalbinde daima yaşayacak.     
 
 “KÜÇÜK YÜREĞİMDEN KOCAMAN TEŞEKKÜRLER”
Doğduğum andan beri bana büyük emekler veren başta ailem olmak üzere, verdiği talimatla ilk ameliyatlarımı yaptıran  Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Beni Ankara’ya gönderen doktor Mehmet Taşkoparan’a, ilk ameliyatımı yapan Prof. Dr. Hakan Kınık’a,  yine ilk kez ayağa kalkmama vesile olan soyadı gibi güzel insan fizyoterapist Zühal Güzel ve yürümem için büyük çaba sarfeden  diğer fizyoterapistlerim Şafak Palabıyık, Tansel Koyunoğlu, Seda Özkan, Canan Gelerli ve bende emeği olan bütün öğretmenlerime ve arkadaşlarıma küçük yüreğimden hepsine kocaman teşekkürler ediyorum.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat