×

Eskişehirspor küllerinden doğacak

Ligde kalma mücadelesinde ağır yaralar alan Eskişehirspor'da art arda yaşanan mağlubiyetler sonrasında genç teknik direktör Ali Onur Cerrah, görevinden ayrılarak açıklamalar yaptı. Cerrah, "Eskişehirspor’un düşmeyeceğine, küllerinden doğup tekrardan layık olduğu eski günlerine geri döneceğinden hiçbir şüphem yok” dedi.  

Eskişehirspor’da art arda alınan mağlubiyetler sonrası gözler yönetim ve teknik direktör Ali Onur Cerrah’a çevrilmişti. Genç teknik direktör Cerrah ile yönetimi hafta başında bir araya gelmiş ve karşılıklı olarak yollarını ayırmıştı. Eskişehirspor’da son zamanlarda taraftarların eleştirdiği isim Teknik Direktör Ali Onur Cerrah görevinden ayrılarak açıklamalar yaptı. Cerrah, “Eskişehirspor’un düşmeyeceğine, önümüzdeki sene bu kadroda doğru bir yapılanma ile Play-Off’a yakın ya da içerisinde olacağına ve küllerinden doğup tekrardan layık olduğu eski günlerine geri döneceğinden hiçbir şüphem yok” dedi.
 

ATEŞTEN GÖMLEK GİYDİK

Ali Onur Cerrah’ın açıklamaları şu şekilde; “9 Mart tarihinde Eskişehirspor yönetiminden gelen bir teklif üzerine, Eskişehirspor ‘Kırmızı Çizgimizdir’ diyerek başladığımız bu görevin kolay olmadığını bilerek, ‘Ateşten Bir Gömlek’  giydiğimizi biliyorduk. Eskişehirspor gibi mazisi başarılarla dolu, çocukluğumuzun hayali, çocuklarımızın geleceği olan takımı, bulunduğu konumdan yukarılara çekerek ligde kalma başarısını gösterme anlamında ben ve ekibim gece gündüz demeden çalıştık.”
 

EN KRİTİK MAÇI KAZANDIK

“Direkt rakibimiz olan Edirnespor maçından üç gün önce başladığımız görevde, büyük umutlarla transfer edilmiş yeni oyuncular ve uzun süredir takımda bulunan genç oyunculardan oluşan kadro ile ilk iç saha maçını kaybetmiş bir takımı, ilk maça var gücümüzle hazırlamaya çalıştık. O gün alınacak bir mağlubiyet belki o dönemde tüm umutların yitirilmesine sebebiyet verecekken deplasmanda güzel bir mücadele örneği göstererek, belki de Eskişehirspor tarihinin en önemli maçlarından birini kazandık ve tüm umutların tekrardan yeşermesini sağladık.”
 

ESKİŞEHİRSPOR TARAFTARI İTİCİ GÜÇ OLDU

Sonrasında taraftarımızın büyük desteğiyle Karşıyaka deplasmanında bir puan alarak aile olma yolunda önemli adımlar attık. İlk iki haftada daha çok takım savunması üzerine detaylarda yoğunlaşarak, kazandığımız toplarla geçiş oyunları oynamaya çalıştık. Bu süreçte oyuncularımızın oyun disiplinine bağlılığı, geldiğimiz süreçten sonra onlarla kurduğumuz bağ ve bizim onlara, onların bize olan inancı bizleri çok mutlu etti. Sonrasında ilk iç saha müsabakası olan Kelkitspor karşılaşmasına ‘Hücum anlamında da gelişim sürecinde olan bir ekip olduğumuzu göstermek adına’ çalışmalara başladık ve rakibimizin zaaflarını tespit edip bu zaaflara uygun çalışmaları, 33 oyuncumuzu da inandırarak gerçekleştirdik.

 
PSİKOLOJİK OLARAK KAYBETTİK

Kelkitspor maçında attığımız iki golün sevincini de siz büyük taraftarımızla, hazırlanışını önceden çalışmış olmanın gururu ile doyasıya yaşadık. Taraftarımızın önünde, uzun süredir iç sahada maç kazanamayan takımımız ile ilk iç saha müsabakasından da üç puan alarak tüm camiada umutları canlı tuttuk. Ancak, düşme potasında bulunan ve henüz takım olma yolunda çaba sarfeden ve tamamen baştan kurulmuş bir takımın bu süreçte aldığı puanlara rağmen, rakiplerimizinde kazanmasından ötürü psikolojik üstünlüğü bir türlü ele geçiremedik ki futbolda psikolojik zindelik çok büyük önem taşır ve zedelenmediği taktirde itici ve önemli bir güçtür. Ligde kalma yolunda birçok soru işaretinin olduğu 2022/2023 sezonunda, Eskişehirspor’un ‘iyiliğini düşünen’ tüm paydaşların psikolojik durumlarını bir nebze olsun (taraftar-yönetim-takım) üçlüsü beraber hareket ederek yukarı çıkarttık.
 

ATMOSFERİ TAHMİN EDEBİLDİK

Sonrasında Yomra deplasmanı için hazırlıklarımıza başladık. Biliyorduk ki iki şehir arasında bir gerginlik vardı. Bundan dolayı gideceğimiz stadyumda ne şekilde karşılanacağımızı oyunculara aktarmaya çalıştık. Ayrıca, Yomraspor’un da oyununu bundan önceki ve sonraki maçlarda da olduğu gibi detaylıca inceledik ve hem top bizdeyken ki hem de top rakipteyken ki süreci oyuncularımıza aktardık ve buna uygun çalışmaları da yine 33 oyuncumuza da inandırarak gerçekleştirdik.

 
DİRENCİMİZİ DIŞ FAKTÖRLER KIRDI

Ancak direkt rakibimiz olan Yomraspor ile oynadığımız müsabakanın maç hikayesi tamamen rüzgarı tersine döndürdü ve düşme potasında yer alan takımımızın direncini kırdı. Bu direncin kırılmasının sebebi tamamen dış faktörlerdi. Hem maç anında hem de maçtan sonraki 1 haftalık süreçte fiziksel olarak hazır olmayan, kazanılan puanlarla takım olma yolunda henüz başlangıç yapan futbolcuların, üst seviyeye çıkarmaya çalıştığımız motivasyonlarının da zedelenmesi ile büyük bir yıkım gerçekleşti.
 

HAKEM RAKİBİ OYUNDA TUTTU

Futbolda, özellikle yayın olmayan liglerde hakem hatalarının çok fazla gerçekleştiği, bilinen bir gerçektir. Taktiksel olarak rakibin oyun anlayışına çok iyi şekilde hazırlandığımız harika bir hafta geçirdik. Bu maçtan galibiyetle ayrılıp 25 bin taraftar önünde Amasyaspor karşılaşmasına çıkmak için zihinsel olarak hazırlandık. Çok etkin ve baskın olarak iyi başladığımız maçta, 2-0 öne geçtik. Sonrasında (hakem) özellikle orta sahada her atağımızda bize yapılan faulleri, gözünün önünde olmasına rağmen vermeyerek rakibe hızlı hücum fırsatı tanımıştır. Bu şekilde hakem ekibi rakibi oyunda tutmuş ve attıkları ‘ofsayttan’ golü de vererek rakibe direnç katan en büyük etmen olmuştur (2-1).

 
GERİ ÇEKİLMEDİK

Olumsuz duruma karşın, rakibin oyun kurarken ki stoper zaafına uygun olarak çalıştığımız savunma kurgusundan dolayı, orta alanda kazandığımız top sonrası gerçekleştirdiğimiz hızlı hücum ile durumu 3-1’e getirmesini bilerek deplasmanda ilk yarıda 3 gol atmayı başardık. İkinci yarıya rakibimiz riske girerek ceza sahasında fazla sayıda oyuncuyla hücumlar gerçekleştirmeye başladı. Bu risk neticesinde sürekli olarak yüksek toplarla direkt hücum etmeye çalışan Yomraspor’a karşı, ikinci yarının başlarında bir gol kaçırdık. O golü atmış olsaydık maçı bitirecektik. Yani, maçı izlemeden yapılan yorumlarda olduğu gibi ikinci yarıya ‘geri çekilin ve bekleyin’ anlayışı ile başlamadık. Zira, oyunsal olarak ilk yarıda tümüyle üstün olan ve kendi sahasında ilk defa 3 gol yiyen bir rakibe karşı neden geri çekilelim ki?

 
SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILDIK

Skor 3-2 olunca, psikolojik üstünlük rakibe geçti. Çünkü hem hakemin tutumu arkalarında hem de stadyumda sürekli olarak yabancı maddeler sahaya atılarak bizim oyuncularımız ve kulübemiz sindirmeye çalışılıyordu. Düşme potasında olan ve maçta sadece sahadaki rakiple mücadele etmeyen bir takım olarak o noktadan sonra oyuncularda telaş ve fiziksel düşüşler yaşanmaya başlandı. Bu düşüşleri engellemek ve oyunu önde tutabilmek adına değişiklikler yaptık ancak, oyuncularımıza gelen net darbelerin es geçilmesi ile zihinsel olarak da yıprandık. Öyle ki maç esnasında stadyumun skor bordu durduruldu! Bu süreçten sonra, bu işin sadece sahadaki mücadele ile olmadığını anladık. Tribünde yönetim ekibinin de nelere maruz kaldığını net şekilde gördük. Maçın skoru 3-3 oldu ve galip gelebileceğimiz maçtan 1 puanla ayrılmak zorunda kaldık. En çok üzüldüğümüz nokta da bu oldu. 


DÜŞÜŞ BU MAÇ İLE BAŞLADI

Beni, ekibimi ve oyuncularımı yıpratan süreç bu noktadan sonra başladı. Maçın hiçbir yerde canlı yayını olmadığı halde, yapılan gerçeği yansıtmayan yorumlar, eleştirilerin içeriği, tamamen bizi ve yönetim kurulunu itibarsızlaştırma ve değersizleştirme üzerineydi. Böyle zorlu bir sürecin üstesinden gelebilmenin tek yolu, taraftar, basın, yönetim, teknik ekip ve futbolcuların kenetlenmesi iken Yomraspor maçı sonrasında, maçtan önceki 2 hafta harika giden bu süreç olumsuz etkilendi.
 

KADRO İSTİKRARI YAKALAYAMADIK

Her maçın bir final havası niteliğinde olduğu, zihinsel olarak oldukça yoğun geçen süreçte, oyuncuların fiziksel ve psikolojik kondisyon düzeyi ve kadro istikrarı önemli bir başlık olarak ele alınmalıdır. Futbolda 2 haftalık süreçte fiziksel gelişim tamamlanmaz, psikolojik dayanıklılık ise tüm paydaşların kenetlenmesi ve inanması ile sağlanır. Bunun için takımın fazla zamanı olmadığını biliyorduk, sakatlıkların farkındaydık ve kart sınırında olan oyuncular vardı. Bu nedenle belki bir takımda olması gereken oyuncu sayısının çok daha fazlasıyla çalışmak zorunda kaldık ki bu durum takım olgusunu yaratma süreçlerini maalesef olumsuz etkiledi. Neticesinde tahminimiz üzerine sakatlıklar, hastalıklar ve cezalar yaşandı. Özellikle 1 hafta içinde 3 maç oynadığımız periyotta ne yazık ki kadro istikrarı yakalayamadık. Bunun en büyük sıkıntısını son oynadığımız maçta yaşadık.

 
ŞANS YÜZÜMÜZE GÜLMEDİ

Bir hafta içinde oynadığımız 3 maçta, ilk 4 maçta yakaladığımız kadro istikrarını son 4 maçta yakalayamamış olmamız, maçlarda yakaladığımız birçok pozisyonu değerlendirememiş olmamız, bireysel hatalardan basit goller ve Yomraspor-Amasyaspor-Çatalcaspor maçlarının kaderini direkt etkileyen ciddi hakem hataları, ilk 4 maçta 8 puan alan takımın son 4 maçta 1 puan almasından dolayı büyük taraftarımızı üzdü. Ağrı maçında da gayet kontrollü başlayan oyunda da yediğimiz gol sonrası, ikinci yarı direk olarak 10 kişi kalmamız, direncimizi kırmış olmasına rağmen takım ikinci yarı bir reaksiyon göstermiş ancak takdir edersiniz ki 1600 m yükseltide 10 kişi 45 dakika gol aramak üstesinden gelinebilecek kolay bir durum değildir.
 

YÖNETİME TEŞEKKÜR EDERİM

Şunun da bilinmesini istiyorum ki şu anda olduğu gibi Ağrıspor maçı sonrası başkanımız Erkan Koca’ya Eskişehirspor’un menfaati ne ise yapmaya hazır olduğumu belirttim. Oyuncuların geri dönütleri ve o saatten sonra gelecek bir antrenörün takıma katkısı değerlendirildiğinde yönetim, ben ve ekibimle devam etme kararı aldı. Tüm süreci bizlerle beraber yaşayan, bizlerin sahada yaptıklarımızı ve gösterdiğimiz çabayı gören yönetimimize hep arkamızda durdukları için teşekkür ederim.

 
ÖNCEKİ MAÇIN KADERİNİ YAŞADIK

Ordu maçında ise yaklaşık 9 oyuncumuzdan kart, sakatlıklar ve hastalıklardan dolayı faydalanamadık. Maalesef ki bu maçta da basit bir gol yedik, üzerine 2 net fırsattan yararlanamadık ve nihayetinde bir önceki maç hikayelerine benzer durumlar ortaya çıktığından dolayı özellikle ikinci yarının başlangıcında çok erken yediğimiz ikinci golden sonra psikolojik olarak direncimiz tamamen kırılmış oldu. 

 
BENDEN DUYUN İSTEDİM

Uzun yazmamın temel amacı, sizler gibi Eskişehirli, Eskişehirsporlu, akademik kariyerini genç yaşta tamamlamış, yıllarca TFF ve TÜFAD’da antrenör gelişim eğitimlerinde şehrini temsil etmiş, geliştirdiği teknoloji ile ulusal ve uluslararası girişimci ödülleri kazanmış, herkese nasip olmayacak şekilde yaklaşık 12 yıldır aralıksız olarak yükselişte olan ve 2. Amatör, 1. Amatör, Süper Amatör, Üniversiteler Süper Lig Şampiyonluğu ile başlayıp sınırlı bütçeli takımlarla BAL grup 3. lüğü ve yarı final  oynama başarısı gösterdikten sonra sırasıyla 2. Lig 1. Lig ve Süper Lig takımlarında görevler almış ve son olarak da Bandırmaspor tarihinde ilk kez 1. Lig play-off finali ve Türkiye kupası Çeyrek Finali oynatma başarı göstermiş bir ekibin önemli bir parçası olarak, yaşadıklarımızı birinci ağızdan duymanızı istememdir. Başladığımız ilk günden bu yana ben ve ekibim tüm söylenenlere kulak tıkayıp sessiz kalmayı tercih ettik.

 
TARAFTAR YANIMIZDAYDI

Bizi hep destekleyen Sayın Başkanımız Erkan Koca ve yönetim kuruluna ayrıca Fatih Baturaygil’e, Ulaş Entok’a, Anıl Koçhan’a, Kulüp Muhasebe müdürü Gökay Şahin’e, Sportif  Direktör Sezgin Coşkun’a, sürecin başından beri bizi destekleyen Fuat Çapa’ya, elinden geleni yapmaya çalışan teknik ekibime, futbolcu kardeşlerime,  İdari Menajer Özgür Gedik’e, destek ekibi ve tesis çalışanlarına, bizi sürecin başından sonuna kadar yalnız bırakmayıp destekleyen Eskişehir Taraftarlar Birliği Başkanı Murat Diri’ye ve Anadolu’nun Yıldızı Büyük Eskişehirspor Taraftarına çok teşekkür ederim.
 

BİZE YAKIŞANI YAPTIK

“Son olarak Eskişehirspor’un o ya da bu durumdan dolayı düşmeyeceğine, önümüzdeki sene bu kadroda doğru bir yapılanma ile sayı azatlımı yaparak play-off’a yakın ya da içerisinde olacağına ve küllerinden doğup tekrardan layık olduğu eski günlerine geri döneceğinden hiçbir şüphem yok. Böyle zorlu bir görevi üstlenerek sorumluluktan kaçmayan ben ve ekibim, mevcut durumunda sorumluluğunu alarak 24 Nisan tarihinde yönetimimizle bize yakıştığı şekilde dostane bir şekilde karşılıklı anlaşarak ayrılmış bulunmaktayız.”