Mesele partilerin değil Eskişehir’in meselesi

Arif Anbar yazdı

4 Aralık 2017 09:32
A
a
Şu an Eskişehir’in en önemli gündem maddesi, verimli tarım arazilerinin yer aldığı Alpu Ovası’na kurulması planlanan kömürlü termik santral meselesi.
 
*
 
Gündem böylesine hayati olunca, bizler de kamuoyunu aydınlatabilmek adına konuya ilişkin sıklıkla bilgi vermeye çalışıyoruz.
 
*
 
Buradan hareketle, geçtiğimiz hafta kömürlü termik santral konusuna ilişkin üniversiteli gençlere dönük bilgilendirme toplantısı yapmak üzere Eskişehir’e gelen TEMA Başkanı Deniz Ataç’la görüştüm ve kentin bir numaralı gündem maddesine ilişkin sizlere ulaştırılmak üzere bilgi vermesini istedim.
 
*
 
Ataç’ın ifadelerini aynen aktarıyorum…
 
*
            BU İŞ SİYASALLAŞMAMALI
  • “Eskişehir’de yaptığımız toplantılarda sürekli bu işin siyasallaşmaması gerektiğini vurguladık. Çünkü bu Eskişehir’in hava, su ve toprak sorunu. Bu ne AKP’linin, ne CHP’linin ne sadece MHP’nin sorunu, ne de diğer partilerin. Bu Eskişehir’in, aslına bakarsanız Türkiye’nin sorunu.
 
*
 
KULLANILACAK DİLE DİKKAT
  • Şimdi burada kullanılacak dile çok dikkat etmek lazım. Üzüm mü yiyeceğiz, bağcıyı mı döveceğiz. Şimdi insanlar bunu bağcı dövmek için kullanırlarsa üzümü yiyemeyiz ve termik santralin olumsuz etkilerinden de bütün şehir etkilenir.
 
*
 
HÜKÜMETİN ENERJİ KAYNAĞI YARATMA ÇABASI ANLAŞILABİLİR AMA…
  • Evet, ülkemizin enerji ihtiyacı var. Bunun da altını çizelim. Burada her şeye hayır diyen bir duruma da düşmek istemiyoruz. Hükümetin enerji kaynağı yaratma çabası da anlaşılabilir. Biz de orada olsak, muhtemelen aynı şeyleri yapacaktık ama bu artık eski kalkınma modeli, eski bir yöntem. Bizim hızla ülke olarak, Eskişehir olarak daha temiz enerjiye geçmemiz lazım.
 
*
 
İYİ ÇALIŞARAK HÜKÜMET İKNA EDİLMELİ
  • Şimdi bir kere bu işi kavga ederek değil, Ankara’yı, hükümeti ikna ederek bu işin çok iyi çalışılarak yapılmasını sağlamamız lazım. Oldubittiye getirilmesini bir kere önlememiz lazım. Ben iki taraflı görmeye çalışıyorum. İktidar bu işi hızlı bitirmeye çalışıyor. Çünkü ülkenin şu andaki politik riski çok yüksek. ‘Hani yarın bir gün üşümek istemiyorsanız, ışıklarınız sönsün istemiyorsanız bu enerji türü kurulmalı’ bakış açısıyla yaklaşıyor hükümet. Bu anlamda iyi niyetli düşünüyorum.
 
*
 
ÇİFTÇİNİN YAŞ ORTALAMASI 59 OLDU
  • Ama Eskişehir’deki termik santralde çok sakınca var. Bir kere bizim kuruluş nedenimiz toprağı korumak. Doğal varlıkları korumak. Bunun içinde hava, su var. Ve insan sağlığını korumak. İşte TEMA bunun için Eskişehir’de. Şimdi Alpu Ovası, Türkiye’nin ilan edilmiş büyük ovalarından bir tanesi. Şu anda tarım zaten büyük bir tehlike içerisinde. Can çekişiyor zaten. Bakın köylerdeki çiftçinin yaş ortalaması 59 oldu. Yani yakında hepimiz yiyecek bir şey bulamazsak hiç şaşırmayalım. Ondan sonra siyaset mi kalır? Rusya krizi mi kalır? Amerika krizi mi kalır? Hiçbir şey kalmaz.
 
*
 
GIDA SONSUZ DEĞİL
  • Gıda sonsuz değil. Nasıl olsa önüme gelecek diye bir şey yok. Şu an yediğimiz gıdalar da zaten çok kirli. Onun için bu kadar kanser, bu kadar hastalık var. Dolayısıyla termik santralin kurulması, Alpu Ovası gibi bir yere çöp dökmemiz gibi bir şey.
 
*
 
SON TEKNOLOJİDE OLSA TERMİK SANTRALİN TEMİZİ DİYE BİR ŞEY YOK
  • Şimdi termik santralin temizi diye bir şey yok. İsterse en son teknoloji ürünü olsun. Böyle bir şey yok. Yeni yapılanlar eskilere göre daha iyi ancak temizi diye bir şey yok. Bunun cüruf ve kül atığı olacak. Atık suyu olacak. Ve mutlaka da emisyon yapacak.
 
*
 
EN TEMİZ ENERJİ KAYNAĞI SEÇİLMELİ
  • Şimdi şuna da bakmak lazım. Güneş santralinde, rüzgar santralinde… Bunların hepsinin olumsuz çıktıları var doğaya. Ama biz insanoğlu olarak, bu gezegende yaşıyorsak, o zaman en temiz olanını, doğaya en az zararlı olanını seçmemiz lazım.
 
*
 
EN BÜYÜK KRİZ İKLİM KRİZİ
  • Bakın ekonomik krizden daha büyük olan kriz iklim krizidir. Ve ne yazık ki toplumumuz hala bunun da farkında değil. Şimdi iklim krizi dediğimiz zaman, karbon salınımını azaltmamız lazım. Fosil yakıtların mümkün olduğu kadar kullanılmaması lazım. Yani kömürü orada bırakacak mıyız? Evet bırakacağız. Peki, güneş niye orada boşu boşuna parlasın? Ben de onu soruyorum. Yani mesela rüzgar niye boşa essin o zaman? Yani ben kömürü çıkartıp doğaya bu kadar zarar verecek isem, daha az zararla güneşi ya da rüzgarı değerlendirebiliyorsam o zaman onları değerlendiririm.
 
*
 
TERMİK SANTRALİN YERİNİ SEÇEBİLİRİZ
  • Bakın bir de kuruluş yeri diye bir şey var. Tamam… Kömür yataklarının yerini seçemeyebilirsin, nerdeyse oradan çıkarırsın ancak termik santralin yerini seçebilirsin. Şimdi Eskişehir’deki termik santrali tarım alanlarının ortasına yapıyorsun ve tarımı bitiriyorsun. Bir daha orada yetişecek hiçbir şeyden hayır gelmez. Zaten o bölgeden yetiştirilen hiçbir malı tüketici almaz ben size söyleyeyim. Çünkü o küller tarım ürününün üzerine geldiği zaman, insanlarda o ürünü yediği zaman kanser oluyor yani. Bu kadar basit aslında. Şimdi ben bunları anlatırken fala bakmıyorum. Şu anda mevcut termik santrallerin etrafında bu anlattıklarım yaşanıyor.
 
*
 
GAZA BOĞULACAĞIZ
  • Şehrin dibine böyle bir santral yapmak demek, şehri gaza boğmak demektir. Kaldı ki Eskişehir’in havası zaten çok temiz değil. Ve Eskişehir’in etrafında şu anda altı tane termik santral var. Onların kümülatif etkisini düşündüğünüz zaman, Eskişehir zaten diğer termik santrallerin de yükünü alıyor. Şimdi Eskişehir’in göbeğine termik santral kurulursa, diğer şehirler de zarardan payını alacak.
 
*
 
ROL ALMAKTAN KAÇMAYIN
  • Ben yine şunu vurgulamak istiyorum. Ankara’yla zıtlaşarak, kavga ederek bir yere varılmaz. Onun için burada Eskişehir milletvekillerine, Eskişehir iş adamlarına büyük iş düşüyor. Burada kimse rol almaktan kaçmaması lazım. Kendi çoluğunu çocuğunu, torununu düşünsünler.
 
*
 
ESKİŞEHİR’İN HAVA ÖLÇÜM CİHAZI MESELESİ
  • Eskişehir’de hava ölçüm cihazı sadece bir tane var. Burada termik santral yapılmasa bile kamuoyunun baskı yapıp bu cihazların arttırılması lazım. Eskişehir Çevre İl Müdürü beş tane daha koyacağız, yer arıyoruz, işlemleri filan tamamlamaya çalışıyoruz dedi. O hangi aşamadaysa, bir yerlerde tıkanıyorsa çözmemiz lazım. Doğru yerlere konulduklarından emin olmamız lazım.
 
*
 
TARIM TOPRAĞI BİNLERCE YILDA KURULUYOR
  • Bakın illa enerji isteniyorsa, buyursunlar güneş tarlaları yapsınlar. Ama o da birinci sınıf tarım arazisi üzerine yapılmayacak. Çünkü bakın tarım toprağının oluşması, binlerce yıl sürüyor. İşte evi, sanayiyi her yere yapabilirsiniz. Ancak tarım toprağı ha deyince her yerde hemen olmaz.
 
*
 
ÇİFTÇİYE TOPRAĞINI SATMAK YARAMIYOR
  • Şimdi oradaki köylüler bunu isteyebilir. Biz buna çok rastlıyoruz. Çünkü oradaki insanların borcu oluyor, daha iyi bir hayat kurmak istiyor. Zaten kimse köyle kalmakta istemiyor. ‘O zaman ben buradan bir vole vurayım, metrekaresine bilmem kaç para alayım’ düşüncesi hakim oluyor. Ancak inanın o paralar, onlara yaramıyor. Bunun örnekleri de var. Satıyor, alıyor parayı, iki sene sonra beş parasız kalıyor, üstüne üstlük toprağından da oluyor.
 
*
 
DEVLET BU İŞE ÇOK İNANIYOR
  • Bu iş kolay bir iş değil. Çünkü devlet bu işe çok inanıyor. Yerli ve milli enerji deniyor biliyorsunuz. O nedenle Eskişehirliler birlik olup Ankara’ya mesajını çok net verebilmeli.
 
*
 
            ALMANYA’NIN HER YAPTIĞI DOĞRU DİYE BİR ŞEY YOK
  • Bakın Cumhurbaşkanı en son Avrupa hala termik santral yapıyor dedi. Doğru, yapıyor. Almanya’nın şu anda yapılması planlanan iki tane termik santral projesi var. Ama orada da halkla devlet arasında pürüz var. Orada da insanlar termik santrali istemiyor. Bakın şöyle de konuşmamak lazım. Almanya 2020’de tamamen terk ediyor, Fransa tamamen terk ediyor… Böyle bir şey yok. Bakın yapıyor işte. Şöyle yaklaşmak lazım. Şimdi Almanya’nın her yaptığı doğru diye bir şey yok ki. Sonuçta batı da son derece ikiyüzlüdür yani. Onlar kötü de olsa yapabilir. Burada biz kendi menfaatimizi korumalıyız. Şimdi enerji diye de, şimdi 80 milyon aydınlanacak diye de birkaç milyonu öldürmenin de bir anlamı yok yani.
 
*
 
TERMİK GELDİ; SAĞLIK, TARIM, TOPRAK GİTTİ
  • Şimdi bakın şu açıdan da bakalım. Termik santralin yarattığı sağlık sorunlarının üstesinden gelmek hem zor, hem zahmetli hem de çok pahalı. Elektriği ürettiniz ve dediniz ki ekonomik getirimiz oldu. Peki, kaybedilen o tarım toprağının 100 yıllık 200 yıllık getirisi gitti. İnsanların sağlığı gitti. Yine devlet olarak yaptığınız sağlık yatırımı arttı. Dolayısıyla aslında getiriden daha çok götürüsü var bu işin. Hiç ucuz olmuyor.
 
*
 
HER LAMBA BİR CAN DEMEK
  • Bakın bizim enerjide yüzde 27 tasarruf edebileceğimiz imkanımız var aslında. Evimizde, ofisimizde boşu boşuna elektrik yakıyoruz. Bundan vazgeçmemiz lazım. Bizim boşu boşuna her yaktığımız lamba, aslında bir insanın canı demek. Bakın bunu abartmıyorum. Yanan her lambada birinin hastalığı, canı var.
 
*
 
TÜRKİYE’NİN SANAYİDEKİ YATIRIM TERCİHLERİ
  • Bir de Türkiye’nin sanayideki yatırım tercihlerini doğru yapması lazım. Bakın Avrupa çimento, demir-çelik, seramik gibi yüksek enerjiyle çalışan sektörleri bizim üzerimize yıktı. Bizim tabii ki belli bir dönem bu sektörleri de yapmamız gerekti tamam. Ama saydığım bu üç sektör son derece ucuz ama çevreye son derece zararlı ve enerji ihtiyacı son derece fazla. Avrupalı bunu bizim üzerimize yıkıyor, biz ise kendi insanımızın sağlığını ve doğamızı hiçe sayıyoruz. Türkiye artık belli bir kalkınmışlık düzeyine geldi. Artık bunları bizimde mümkünse terk etmemiz lazım.”
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat